Yazacak Çok Şey Var, Çook!

Yazacak Çok Şey Var, Çook!

Bu günler kafaların en karışık olduğu, tarihin dönüşüm noktalarından birisidir. Belki de bir devlet ilk defa, "ya ben, ya onlar" tercihine zorluyor. Ve birkaç küçük ülke dışında yanında buluyor bütün dünyayı.
Olayların hızlı akışı ve enformasyon saptırmaları, ileriye dönük yorumları da sağlıksız kılıyor.
Dünya Ticaret Merkezi’nin bombalanması sonrasında kimlerin bu işi yaptığına dair deliller dünyaya açıklanmıyor. Ama görüştükleri ülke liderleri ikna oluyorlar.
Bir tek düşman için çok uzun sürecek bir savaş başlatıyor ve "savaş balta"larını Afganistan üzerine fırlatıyor Amerika.
Bu arada 15 yıldır dağlarda teröre karşı savaşan Türk ordusu tecrübelerinden istifade edilmek üzere(!) göreve çağrılıyor.
Türkiye’de yayın yapan televizyon ve gazetelere bakıyorsunuz, ekranları, sayfaları, kalemleri ve ağızları Amerika’dan daha ileride gidiyor.
Türk hükümeti kendisine "çağdışı Taliban rejimi" dışında bir gerekçe üretemiyor. Ülkenin başbakanı "Amerika’nın noteri" gibi davranıyor.
Bugün Türkiye’nin asıl gerçeği ve ihtiyacı, Ortadoğu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Hindikuş Dağları’na kadar kendine hakim, vizyon sahibi, şahsiyetli bir dış politikadır. Ama içeride ülkeyi kötü idare eden, çalışan tüm atölyelerinin kapanmasına sebep olan, ‘üflesen, doların yükselip yeni bir çukura düşmemize yol açacak çok başlı ve neye sahip olduğunu bilmeyen bir hükümetle’ bu, ne kadar sağlanabilir? Açıkçası, böyle bir hükümetten iyi bir dış politika beklemek hayaldir.
Bu Türkiye gerçeğini yansıtan en açık delil ise, gazetelerin iç sayfalarında yer alan "Başbakanlık yakınlarında ‘açım’ diyen bir kişi kendisini yakma girişiminde bulundu" haberidir. Protesto eylemi "Başbakanlık yakınlarında" idi. Çünkü kimse Başbakanlığa yaklaştırılmıyor.
Bütün adı Müslüman ülkelerde Afganistan lehine veya savaş aleyhine gösteriler yapılırken, Türkiye’de hiçbir grup ya da topluluktan ses çıkmamasının nedeni nedir acaba? Herhalde Amerika’nın saldırısını tasvip ettiklerinden değil.
Bugün Türk halkı hem ekonomik, hem de siyasi olarak başını kaldıramayacak kadar sindirilmiş durumdadır. Sokağa çıkıp yüksek sesle konuşsa, doların yükseleceğinden korkan insanlar, herşeyi içlerine sindirmekte(!) buluyorlar çareyi. ‘Aman şu savaş bize dokunmasın da, dolar fırlamasın da...’ korkusuyla yaşıyorlar.
Amerika’dan getirilen Derviş’in de artık oyalama dönemini bitirdiği, sıranın üçlü koalisyon hükümetinin gitmesine geldiği bu ülkede, insanlar ister sokağa çıksınlar, ister çıkmasınlar savaştan etkilenmemek mümkün olmayacaktır.
Amerika 11 Eylül saldırısının ardından kendi toplumunda ve dünyada yükselen nefret duygularını ve hassasiyeti, kişisel hak ve özgürlüklerin budanması ve dünya üzerinde egemenliğini pekiştirmek için bir fırsat olarak görüyor ve öyle hareket ediyor. Türkiye bu konuda Amerika’dan daha tecrübeli olduğu için, bu saldırı ve savaş dolayısıyla Türk halkından kriz avansı fırsatçılığı yapıyor.
El-Cezire Televizyonu’nda yayınlanan konuşmasında Bin Laden şöyle diyor: "İslâm toplumu 80 yıldan fazla bir süredir bu acıları, horlanmayı ve utancı yaşadı. Kutsal saydıklarına hakaret edildi."
Neden 80 yıldan fazla? 11 Aralık 1917’de Osmanlı Kudüs’ten çekilmişti.
Usame Kudüs diyor, Başkan Bush Haçlı seferinden bahsediyor.
Bizim Başbakan Afganistan’daki çağdışı rejimden...
Ne kadar çoook şey var yazacak!

2001


 
Ziyaretçi defterine mesaj bırakmak için tıklayınız