Legaliteyi Küçümseme!

Legaliteyi Küçümseme!

Bu deyim bana ait değil. Ama yabancı da değil bana. Arabada giderken radyoyu dinliyordum; şu her telden çalan, kâinatın bütün seslerine Açık Radyo 94.9’u. ‘Legaliteyi küçümseme’den konuşuyorlardı. Bu iki kelime yol boyunca öyle çok konu başlığı açıyordu ki kafamda...
Gerçekten birey olarak, farkında veya değil, legaliteyi küçümsüyoruz. Bu, kartopunun yuvarlanarak büyümesi gibi toplumsal bir legaliteyi küçümsemeye dönüşüyor. Buradaki “legalite” herhangi bir konuda yazılı kanun maddesi değil tamamen. Her topluluğun, her kurumun, her düşüncenin, hatta dinin legaliteleri var. İç ilişkilerde legalite olduğu gibi dış ilişkilerimizde de legalite vardır.
Nedense bir iş yaparken sürekli bir tarafını açık bırakıyoruz. Her işin bir kaçamak noktasını bulmaya çalışıyoruz. Bu durum, hem birey hem sivil toplum örgütleri hem de kamu kurumlarında böyledir. Filanca köy derneği ya da ilin kalkındırma vakfının yöneticisi, yasal formaliteleri formalite olduğu için yapıyor; küçümseyerek. Onun dışında kendince ciddi işlerini ‘başka platformlarda’ hallediyor. Herhangi bir siyasi parti, yasal görevlerini iş olsun diye yerine getiriyor, partiyi başka ellerden idare ediyor.
Terörle mücadele eden bir devlet ara sıra "rutinin dışına" çıkabiliyor. Ülkede hükümet, yürütme organı olduğu halde altına imza attığı kararlar, devletin bir başka organında karara bağlanıp geliyor.
Konunun örneklerini günlük hayatımızda sürekli görebiliriz.
İllegalite öyle tatlıdır ki, başladığında nereden başladığını unutursun, nerede duracağını da bilemezsin.
Birey olarak üstesinden gelemediğimiz birçok zorluğun, bir kısmını illegal olarak halletmiş isek, onu bir de cemiyetlerde ballandıra ballandıra anlatırız. Eskiden en çok anlatılan askerlik anıları ya da gurbet hatıraları tamamen illegaliteyle ilgilidir. Fert fert legaliteyi küçümsemek toplumsal bir hastalık halini almıştır. Küçük bir sıkışıklıkta sonuna kadar yasal ve ahlaki gitmek yerine hemen işin kolayına kaçmak artık onulmaz bir yara olmuştur. Bunun devlet yetkilileri tarafından açılımı "ne yaptıysak devlet için yaptık" veya "memleketi birilerinden kurtarmak"tır.
İşte bu legaliteyi küçümseme hastalığı bizde istikrarlı yaşamı bozmuştur. Hayattan zevk alarak yaşamayı yiyip bitirmiştir. Yolsuzlukları, adam kayırmaları, hayali ihracatları, banka hortumlamalarını doğurmuştur. Vatandaş elinden gelirse artık çalıp çırpmaya, vergi kaçırmaya, bedava yaşamaya çalışmaktadır. Şans oyunlarından zengin olmanın peşine düşmüştür. Hayatın tadı tuzu kalmamıştır.
Devletlerarası ilişkilerimizde sürekli kaçamak yollara sapma hastalığı bizi uluslararası yalnızlığa itmektedir. İçeride legaliteyi ciddiye alamadığımız için dışarıya legal gerekçeler bulmakta zorlanmaktayız, bu yüzden ilişkilerimiz kopma noktasındadır.
Güneydoğu’da terörle mücadelede legalitenin küçümsenmesi ülkeye zincirleme sıkıntıları getirmiştir.
Her birim görevlileri, birbirlerinin illegal taraflarına göz yumarak ülkeye ahlaki ve ekonomik olarak "taban" yaptırmışlardır.
Türkiye’nin topyekûn "tavan" yapmasını sağlayacak toplumsal enerji, legaliteyi küçümseme hastalığı tarafından emiliyor. Bu durum ülkeyi manevi bir çözülmenin sınırlarına itiyor. Toplumdan yükselen legalite taleplerine kulaklarını tıkayan, insanları kapı arkalarında kurdukları kumpaslar etrafında şekillendirmeyi amaçlayan, kendine has mafyamsı bir ilişki ağı sayesinde ekonomik kaynaklara el konulmasını sağlayan hükmetme ya da hükümet etme anlayışının bu toplumu geleceğe taşıması mümkün değildir.
Bir Tibetli bilgenin dediği gibi: "Önüne iki yol çıkarsa, zor olanı tercih et."
Legalite zordur.

2000


 
Ziyaretçi defterine mesaj bırakmak için tıklayınız