Ak Duruş

Ak Duruş

Geçtiğimiz günlerde "Yeni Oluşum" nihayet oluşarak Türk siyaset sahnesindeki yerini aldı. Adalet ve Kalkınma Partisi, program ve ilkeleriyle önümüze açıldı, "değiştiydi, değişmediydi, yenilikti, değildi" tartışmalarını da beraberinde getirdi.
İsim ve amblemi olan ampul tartışmaları ile birlikte AK Parti Türkiye gündeminin en başına gelip oturdu. Partinin basına ve üyelerine dağıtılan programında, Giriş ve Sonuç bölümleriyle beraber 7 başlık ve bunların alt başlıklarını görüyoruz.
Esaslı 5 başlık, Temel Haklar ve Siyasi ilkeler, Ekonomi, Kamu Yönetimi, Sosyal Politikalar ve Dış Politika’dan oluşuyor.
Hukukun üstünlüğüne, insan hak ve özgürlüğüne dayalı demokratik yapıda bir cumhuriyet hedeflenmiş. "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" felsefesinden hareketle birey özgürlüğünü ön plana çıkararak, "Laiklik bireyi değil, devleti sınırlayıcı bir anlayıştır" formatı yakalanmıştır.
İri ve hantal devlet yerine, kaliteli hizmet üretme işlevi ve etkinliği açısından güçlü bir devlet önermekte. "Dayatan, direten, rant dağıtan" bir devletin yerine organize eden bir devlet vaad edilmekte.
Kamu harcamalarından israfa, büyümeden üretime, borçlanmadan vergi sistemine, olmasını arzu ettiğimiz hedefler gösterilmekte.
"Türkiye’nin en büyük problemi, ülkede yaşanan güven bunalımıdır. Devletin halka, halkımızın da devlete güveni tesis edildiği; halkın talepleri ile siyasetin gündemi örtüştürüldüğü zaman Türkiye’nin uluslararası yarışta zirveye doğru yürüyüşü mutlaka gerçekleşecektir" cümleleriyle AK Parti yakalamış olduğu ülke nabzını programına yansıtmıştır. Dış politikasında Ortadoğu’dan Balkanlar’a ve Güneydoğu’ya, Avrupa Birliği’nden Ortaasya’ya, komşularımızdan ortak anlaşmalara uzun ve kısa vadeli, bölgesel ve küresel politikalara öz cümleler halinde yer verilmiştir.
AK Parti "siyaseti topluma hizmet etmenin bir aracı olarak" gördüğünü, "siyasetin kirlendiği, siyasi alanın iyice daraldığı ülkemizde" yeniden siyasi saygınlık vaadinde bulunuyor. Millet iradesini esas alan uygulamaları siyasete getirmeyi hedefliyor. Temel hak ve özgürlükler ile ilgili olarak uluslararası sözleşmelerin insan hakları alanında getirdiği standartların uygulamaya konulacağını beyan ediyor.
"Türkiye’nin temel hak ve özgürlükler açısından hak ettiği konuma getirilmesi, uluslararası kuruluşlar istediği için değil, insanımız hak ve özgürlüklere LÂYIK olduğu için gereklidir" ibaresi bir "klas duruş" olarak öne çıkıyor.
AK Parti’nin, program ve yazılanlar itibariyle, hem de yeni bir parti olması dolayısıyla önünde çok mesafeler vardır; zaten "mayınlı tarlaya" girmiştir. Partinin söylemden ziyade duruşu ve eylemleri bizim için ve ülkemiz için daha bir öneme sahip olacaktır.
Yarın öbür gün ayrıntıya girdiğinde, meselâ İsrail endeksli bir Ortadoğu politikasına ne diyecektir? Milli Siyaset Belgesi’nde belirlenen ‘ulusal güvenlik’ kavramında resmi ideolojiye uygun düşmeyen fikirlere sahip olabilecek kendi seçmeni karşısındaki tutum ve davranışları nasıl olacaktır? Daha doğrusu ulusal güvenlik deyince biz ne anlayacağız? Yoksa duvara mı çarpılacak?
İmam-Hatipleri RP’ye kapattıran, Apo’yu MHP’ye affettiren, FP’yi ve tabanını Avrupacı, batıcı yapan "toplum mühendisleri" acaba AK Parti’ye hangi donu biçtiler?
Bunu biliyor muyuz, yoksa AK Partililer "gittiğimiz yere kadar" mı gideceğiz diyorlar?
AK Parti; programını basıp medyaya dağıtırsınız, ama onlar kapağını açmayıp, ilk canlı yayına çıkan lidere "Şeriatçı mısın, ne kadar paran var?" türü abuk sabuk sorular sorarlar.
AK Parti programıyla, lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmalarıyla beklenen duruşunu yapmış, bu ülke halkının yanında yerini almıştır. Ümid ederiz ki ismi gibi ak duruşunu devam ettirerek ekonomik, siyasi, coğrafi, bölgesel ve küresel krizleri birlikte yaşayan ülkemize ve insanımıza rahat nefes alacağı ufukların açılmasına vesile olur.

2001


 
Ziyaretçi defterine mesaj bırakmak için tıklayınız